Latest Movie :
Recent Movies
Gelecek Program etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gelecek Program etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

GELECEK PROGRAM: 2014'ün Sinema Filmleri Seçkisi

Gireli henüz bir hafta olmasına karşın, önümüzde bizi bekleyen yıla baktığımızda oldukça hareketli filmlerin (özellikle bilim-kurgu açısından) ve özlediğimiz yönetmenlerin bizi beklediğini görüyoruz. Buradan bakınca sanki çok uzunmuş gibi görünen, ama sonuna geldiğimizde "ne kadar da çabuk geçti koskaca yıl" dediğimiz bu süreçte bizi bekleyen filmleri sizlere gösterelim istedik. Belki böylece kendinizin sinema takvimini oluşturmanızda da bir nebze yardımımız dokunur. Diğer taraftan filmlerin fragmanlarına baktığımızda neredeyse hepsinin mükemmel, seyredilesi filmler olduğu hissine kapılıyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki fragmanlar tam da bu neden ve amaçla yapılır: Film başlamadan önce seyirciyi çalmak! Film her zaman fragmandaki gibi olmayabilir. Tabii biz burada size ufak bir seçki sunuyoruz, ancak kişisel olarak beklediğimiz, takip ettiğimiz filmleri de filmin başlığı yanına koyduğumuz üç yıldızla ayrıca belirttik -yani bu yıldızlar başka bir şeyin belirtisi değildir-, sizlere kişisel seçkimizi de gösterebilmek içindir...

Edge Of Tomorrow/ Yarının Sınırında, Doug Liman, ABD, Bilim-Kurgu


Yakın bir gelecekte uzaylıların dünyaya saldırmasıyla birlikte insanlar ve uzaylılar arasında bir savaş başlar. Bu sırada o zamana kadar hiç bir savaşa katılmamış olan William Cage'in (Tom Cruise) ilk görevi intihar görevidir. Bu saldırı sırasında hayatını kaybettikten sonra tekrar hayata geri döner. Bunun nasıl olduğunu anlayamadan, savaş sırasında öldüğünü gördüğü Rita Vrataski'nin de yaşama geri döndüğünü görür. Bu olayları anlamaya çalıştığı sırada Özel Kuvetlerde göre yapan Rita onu eğitmeye başlar... 


 

Interstellar, Christopher Nolan, ABD, Bilim-Kurgu ***


Filmde bir grup bilim adamının bir solucan deliğinden geçip boyut değiştirerek yıldızlar arası yolculuk yapması anlatılmakta. Yönetmeni Christopher Nolan'sa bir filmin, gerisi teferruattır...

 

Jupiter Ascending/ Jüpiter Yükseliyor, Wachowski Kardeşler, ABD, Bilim-Kurgu ***


İnsanlığın bu dünyada tek olduğunu düşündüğü bir zamanda, kendi halindeki genç bir kız, Evrenin Kraliçesi tarafından suikaste gitmek üzeredir. Ancak dünya dışından başka birisi onu kurtarır. Ve Evrenin Kraliçesi'nin hükümdarlığını sona erdirmesi için o kıza ihtiyacı vardır. 

 

I, Frankenstein/ Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı, Stuart Beattie, Avustralya, Macera, Fantastik


Orjinal hikayeden biraz farklı olarak bu filmde Frankenstein, parçaları birleştirilmiş özel bir detektif olarak karşımıza çıkıyor. Doğaüstü yaratıklar Dünya'yı ele geçirmek isteyince, eşi benzeri görülmemiş bir kahraman olarak Adam Frankenstein insanoğlunun yardımına koşuyor...

 

 Transcendence, Wally Pfister, İngiltere, Bilim-Kurgu ***


Bilim adamı Will, istedikleri teknolojik yardımı yapmadığı için bir terörist grubun saldırısına uğrar ve cinayete kurban gider. Kendisi gibi bilim adamı olan eşi Evelyn, Will'in beynini gelişmiş bir süperbilgisayara entegre eder. Will'in bedeni ölmüştür ama beyni eşiyle yeniden iletişime geçer. Dahası Will, bağlı olduğu bilgisayardan internet aracılığı ile tüm dünyayı yaklaşan terörist tehlikeye karşı uyarmaya başlar. Fakat terörist grup Will'in hala hayatta olduğunu fark edince, super-bilgisayarı yok etmek için harekete geçerler. 
Başrolde Johnny Depp olur da o film kötü mü olur? Kaldı ki konusu bile izlemeye yeter bir sebep... 

 

Welcome to Yesterday, Dean Israelite, ABD, Bilim-Kurgu, Macera


Bir gurup genç zaman makinasının planlarını keşfederler. Planlar üzerinden zaman makinasını yaratarak, yaptıkları hataları düzeltmeye başlarlar ancak bilmedikleri şey, her değiştirdikleri bir olayın başka bir olayı da değiştirmesidir. Bunun da elbet kaçınılmaz sonuçları olacaktır...

 

Noah/ Yüce Nuh, Darren Aronofsky, ABD, Dram, Macera, Fantastik ***


Dünyanın sonuna dair rüyalar ve hayaller gören Nuh, rüyalarında kendisine verilen ölçülerde bir gemi yaparak ailesini bu sondan kurtarmaya çalışır. Bildiğimiz Nuh öyküsü yönetmen Aronofsky'nin ellerinde ve hayal gücünde nelere dönüşmüş hep beraber göreceğiz. 


Earth to Echo, Dave Green, ABD, Bilim-Kurgu, Macera


Genç bir arkadaş grubu cep telefonları üzerinden şifreli mesajlar almaya başlarlar. Onlar bu şifrelerin ardındaki inanılmaz anlamı keşfetmek için inanılmaz bir maceraya atılacaklardır. Çok geçmeden de bu şifrelerin aslında başka bir dünyadaki yardıma muhtaç, gizemli bir yaratıktan geldiğini anlayacaklardır. 


The Amazing Spiderman-2/ İnanılmaz Örümcek Adam-2, Marc Webb, ABD, Macera, Fantastik, Marvel ***


Peter Parker'ın hayatı oldukça yoğun bu filmde. Bir yandan Örümcek Adam olarak kötü adamları yakalıyor diğer yandan ise aşkı Gwen'le vakit geçiriyordur. Peter, Gwen'ın babasına kızından uzak durarak onu koruyacağına dair verdiği sözü de unutmamıştır. Fakat bu tutmakta zorlandığı bir sözdür. Kötücül Electro'nun ortaya çıkması, eski arkadaşı Harry Osborn'un geri dönüşü ve Peter'ın geçmişine dair yeni ipuçlarının ortaya çıkması Örümcek Adam'ın hayatını değiştirecektir. 


Dawn of the Planet of the Apes/ Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti, Matt Reeves, ABD, Macera, Bilim-Kurgu, Dram ***

Cesar ve arkadaşları San Francisco'da çok büyük bir panik yaratmışlardır. Ayrıca ALZ-113 virüsünü yavaş yavaş tüm dünyaya yayılmaktadır. Serinin ikinci filminde Maymunları Cehenneminin şafağına tanık  olacağız. Virüsten kurtulan insanlar ve Cesar öncülüğündeki maymunlar, kaos ve ölümün hakim olduğu dünyada hayatta kalmaya çalışacaklar. 


GELECEK PROGRAM: STAR TREK INTO DARKNESS/ UZAY YOLU BİLİNMEZE DOĞRU, J. J. Abrams, ABD, 2013, Bilim-Kurgu

Daha önce de Gelecek Program başlığı altında değindiğimiz ve yıkılmış durumdaki dünyayı gösteren afişini paylaştığımız STAR TREK INTO DARKNESS/ UZAY YOLU BİLİNMEZE DOĞRU filminin gösterim tarihi yaklaştıkça (17 mayıs 2013), filmin reklamı adına da işler iyice kızışmakta. Yayınlanan yeni Star Trek afişiyle, yapımcı şirket bizi adeta gerçekten "karanlık" bir filmin beklediğinin ipucunu veriyor. Enterprise/ Atılgan'ı dünyaya düşerken gösteren afiş, biraz gökyüzünden düşen Demir Adam'lı Iron Man 3/ Demir Adam 3 film afişini anımsatsa da, bize de "pişmiş tavuğun başına gelmedi bu Atılgan'ın başına gelenler" dedirtiyor. 
Gerçekte neler olduğunu öğrenmek için ise biraz daha bekleyeceğiz. İşte yeni afiş...

Güncelleme- 17.04.2013: "Star Trek Into Darkness" filminin en son yayınlanan trailer'ını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

GELECEK PROGRAM: ELYSIUM/ Elysium, Neill Blomkamp, ABD, 2013, Bilim-Kurgu

Elysium, Yunan mitolojisinde"cennet" olarak karşımıza çıkan bir kavramdır. İyi kalpli insanların, doğru ve namuslu olarak yaşamış, kimseye kötülük etmemiş insanların, kahramanların ve yarı tanrıların ruhlarının gittiği sakin ve geniş bir ovadan ibaret bir bahçedir Elysium. Buradaki ruhlar tıpkı tanrılar gibi üzüntüsüz, kedersiz; dünyada çektikleri sıkıntılardan arınmış olarak sonsuz bir saadet içinde yaşarlardı. Film de adını işte bu mitolojik bahçeden almaktadır. Zira 2159'da geçen filmde de, artık neredeyse uygarlığın yok olduğu dünyadaki insanlar iki sınıfa ayrılmış durumdadırlar. Sağlıklı ve egemen sınıf konumunda olan elit Elysiumlular, Elysium adını verdikleri ve insan yapımı bir uzay istasyonunda zenginlik, sağlık ve huzur içinde yaşamaktadırlar. Tükenmiş durumdaki dünyada da milyonlarca fakir, hastalıklı dünyalı yaşamakta ve Elysium'a göç etmeyi beklemektedirler. Ancak Jodie Foster'ın canlandırdığı Elysium'un sert belediye başkanı Sekreter Rhodes, hastalıklı dünyanın göçmenlerine karşı çok iyi düşünceler beslememekte ve Elysium'un steril yaşamını korumaya -belki de saklamaya- çalışmaktadır. Ancak Matt Damon'un canlandırdığı 29 yaşındaki sıradan bir dünyalı olan Max Coburn, her iki sınıfın arasındaki eşitsizliği kaldırmak için Elysium'a giden gizli yolu arayacak ve dünya üzerindeki milyonlarca insanın umudu olacaktır.
Muhteşem "District 9/ Yasak Bölge 9" ile tanıdığımız Neill Blomkamp'ın yeni filmi olan Elysium, başta pek dikkatimizi çekmese de yayınlanan bu yeni afişinin Matrix'i ve Cronenberg filmlerini hatırlatır şekilde insan+metal/makine kaynaşmasını göstermesi nedeniyle üzerinde durmaya karar verdik. Ayrıca merakımızı uyandıran bir diğer konu da, Yunan mitolojisi'ndeki Elysium'a giden ruhların oraya girmeden önce, dünyadaki yaşamlarını, ızdıraplarını ve tüm anılarını unutmalarını sağlayan "Lethe" ırmağının suyundan içmek zorunda olmalarıdır. Acaba filmdeki "Elysium"da da, Matrix'de, ExistenZ'de vb.lerinde olduğu gibi bir "uyutma" durumu söz konusu olabilir mi?
Merakla bekleyip, göreceğiz!
(Güncelleme-16.04.2013: Elysium'un Türkçe fragmanını aşağıdaki videodan seyredebilirsiniz.)

GELECEK PROGRAM: RIDDICK/ Riddick (The Chronicles of Riddick 3), David Twohy, ABD, 2013, Bilim-Kurgu, Macera

2000 yapımı "Pitch Black/Derin Karanlık" filminde, gözleri karanlıkta da görecek şekilde modifiye edilmiş tehlikeli bir mahkum olarak tanıdığımız ve Vin Diesel'in canlandırdığı anti-kahramanımız Riddick'in bu filmde gösterdiği başarı ve seyircinin de ona gösterdiği ilgi üzerine 2004 yılında "The Chronicles of Riddick" adıyla bir devam filmi daha çekilmişti. Özellikle ikinci filmde, daha önce çizimleriyle "Alien"a da hayat veren Giger'in yarattığı atmosfer ve dekorasyon bize inanılmaz bir görsellik ve yeni bir dünya sunmuş ve filmde gücünü büyük oranda buradan almıştı. Bu atmosfere bir de Riddick/Vin Diesel'in karizması ve aksiyon da eklenince tadından yenmeyen bir film çıkmıştı ortaya. Ayrıca yine 2004 yılında  Peter Chung un yönetmenliğinde yapılmış, "The Chronicles of Riddick: Dark Fury/Riddick: Korkunç Öfke" isimli bir kısa animasyon da seriye eklenmişti. Şimdi ise 2013 yılında bizi serinin son filmi "Riddick" bekliyor. Güneşin kavurduğu karanlık bir gezegende ölüme terk edilmiş olarak bulacağımız Riddick'in başına gelenleri seyretmek için biraz daha bekleyeceğiz, ama ondan önce filmin bugün Vin Diesel tarafından paylaşılan ilk teaser'ını sizinle paylaşalım istedik. Video Kaynağı/Source


GELECEK PROGRAM: 2013'ün Bilim-Kurgu Yapıtları

AFTER EARTH/ Dünya'dan Sonra, M. Night Shyamalan, ABD, 2013, Bilim-Kurgu


"Twist"li senaryo ve filmleriyle ünlenen, hatta filmin sonunda twist (ters köşe) yapacağım diye kendi özgün sinemasına yavaş yavaş zarar vermeye başlamışken "Son Hava Bükücü" ile büyük bütçeli ve bol efektli filmleri de gayet iyi yapabileceğini gösteren (ama sadece o kadar büyük bütçeli ve efektli, gerisi yok) Shyamalan'dan bir bilim-kurgu var karşımızda. After Earth'ün de fragmanından gördüğümüz kadarıyla, Shyamalan bu işin de üstesinden açık ara gelmiş görünüyor. Ancak unutmamak gerekir ki fragmanlar da tam da bu neden ve amaçla yapılır: Film başlamadan önce seyirciyi çalmak! Film her zaman fragmandaki gibi olmayabilir.
Kısaca filmin konusuna değinecek olursak; kıyamet sonrası bir zamanda geçen filmde, yaşadığımız dünyada meydana gelen dehşet verici olaylardan 1000 yıl sonra insanlık dünyayı terk etmiş, Nova Prime ismi verilen bir yeri yeni dünyaları ilan etmiştir. Cypher Raige ise 13 yaşındaki oğlu Kitai ile birlikte eski dünyalarına bir tura çıkar. Fakat bir asteroidin çarpması sonucu araçları dünyaya düşer ve Cypher Raige ölümcül bir yara alır. Oğul Kitai ise şimdi bu tehlikeli dünyada yaralı babasını kurtarmak içinkendisini kanıtlamak zorundadır.


PACIFIC RIM, Guillermo del Toro, ABD, 2013, Bilim-Kurgu


Hellboy serisi, Şeytanın Belkemiği, Yetimhane ve Pan'ın Labirenti filmleriyle tanıyıp büyük saygı ve sevgi beslediğimiz yönetmen Guillermo del Toro'nun yönetmen hanesinde adını görmek bile bu filmi seyretmemiz için başlıca neden, hatta tek neden bile olabilir. Hellboy ve Pan'ın Labirenti'nden bildiğimiz kadarıyla del Toro da yeri geldiğinde üstün bilgisayar efektleri kullanarak büyük bütçeli filmler yapabiliyor. Yine sadece fragman bile ortaya çıkan işin ne kadar "büyük" olduğunu gösteriyor. Dünyayı istila eden Kaiju isimli uzaylı dev yaratıklarla, onlarla savaşmak için insanoğlunun yaptığı ve kumanda ettiği Jaegers isimli dev robotların savaşını anlatan film her haliyle görülmeyi hak ediyor.

OBLIVION, Joseph Kosinski, ABD, 2013, Bilim-Kurgu



"Minority Report/ Azınlık Raporu" hatırına Tom Cruise'u bir bilim-kurguda  görmeye tahammül edebileceğimizi sanmaya devam ediyoruz bu filmle. "Tron: Legacy" ile tanıdığımız yönetmen Joseph Kosinski'nin kendi yarattığı aynı isimli çizgi romandan uyarladığı bir film Oblivion. Tron'dan yönetmenin bilim- kurguda ne kadar iyi şeyler yapabileceğini zaten biliyoruz, ama yine kıyamet sonrası bir zaman diliminde geçen bu filmin de fragmanı bizi büyük beklentiler içine sokuyor. Askeri bir yönetim Jack adında deneyimli bir askeri , insanoğlunun bir zamanlar "Dünya" diye adlandırdığı terk edilmiş bir gezegene keşif için yollar. İnsanlığın büyük yok oluştan önce nasıl koşullarda yaşadığını araştırmakla dahası yaşayan her hangi bir canlı olup olmadığını bulmakla görevlidir. İnsanlığın bir zamanlar yuvası olan Dünya gezegeni birtakım uzaylı canlılar tarafından işgal edilmiştir ve gezegende hala varlıklarını sürdürmektedirler. Jack tüm bunları araştırmakla görevliyken, karşısına hiç beklenmediği sürprizler de çıkacaktır.

 

STAR TREK INTO DARKNESS/ Uzay Yolu Bilinmeze Doğru, J. J. Abrams, ABD, 2013, Bilim-Kurgu


Daha önce ayrı olarak neden seyretmemiz gerektiğini anlattığımız yeni Star Trek serisinin ikincisi karşımızda. Bildiğimiz Star Trek evreninden farklı bir gerçeklikte devam eden yeni seri bu özelliği ile yeni bir uyarlama olmanın ötesine geçerek seyredilmeyi hakediyor. 


MAN OF STEEL/ Çelik Adam, Zack Snyder, ABD, 2013, Bilim-Kurgu


Malum, Zack Snyder dediğimiz şahsiyet önce "Watchmen" gibi bir abideyi önümüze dikti, ardından da "300" gibi efektlerden ibaret bir canavarı yarattı. Böyle bir adamın Süperman'i nasıl yorumlayacağı açıkçası bu filmi merak etmemiz için yeterli bir sebep. Ancak yapımcı olarak Christopher Nolan'ı da görünce beklentilerimiz elbette iki- üç katına çıkıveriyor birden. Sonuçta her ikisinin de işlerini ve işlerinde ne kadar başarılı olduklarını biliyoruz, ama fragmandan anladığımız kadarıyla Nolan, Süperman'i de biraz "karartmış" gibi görünüyor. Zira fragmanda bu süper kahramanın daha da dramatize edildiğini görebiliyoruz. Süperman çocukluğumuzdan beri hem çizgi-roman hem de film olarak çok fazla sevmediğimiz bir kahraman olmasına rağmen, yeni filmin dramatik yapısının ağır basacak olması ona karşı sevgimizi bir nebze de olsa arttırıyor. Ne de olsa süper kahramanların o süper değil de, dramatik yanlarını görmek bizi insan olarak onlara daha da yakınlaştırıyor (ki bunu en iyi yapan süper kahraman hem çizgi-romanda hem de filmde Örümcek Adam'dır.).


IRON MAN 3/ Demir Adam 3, Shane Black, ABD, 2013, Bilim-Kurgu


Demir Adam çizgi-roman olarak çok fazla takip ettiğimiz bir eser değildi, ancak okuduğumuz kadarıyla film serisi çizgi-romanın ruhunu kısmen yakalamış bir seri oldu. Çizgi-romandaki hareket/aksiyon ve Demir Adam'ın yerindeki ve dozundaki espiri anlayışı filmlerde de karşımıza çıktı. Ancak yine fragmandan anladığımız kadarıyla, bu sefer Demir Adam da daha dramatik olarak karşımıza çıkacak. Elbette süper kahramanların daha dramatik olarak karşımıza çıkmasından şikayetçi değiliz, saf aksiyon yerine biraz da dramatik yapılarını görmek bizi de memnun eder. Hatta en iyi çizgi-roman uyarlamalarının kahramanındaki bu dramatik yapıyı da filme akratarabilen/yansıtabilen filmler olduklarını unutmamak gerekir. Süper kimliğini saklama gereği duymayan ve Demir Adam olduğu tüm dünyaca bilinen milyarder mucit Tony Stark, bu sefer özel hayatını da yok eden çok kuvvetli bir düşmana karşı savaş veriyor.


GELECEK PROGRAM: STAR TREK INTO DARKNESS/ UZAY YOLU BİLİNMEZE DOĞRU, J. J. Abrams, ABD, 2013, Bilim-Kurgu

Gelecek program başlığında verdiğimize bakmayın, başka seçeneğimiz olmadığı için böyle andık filmi. Aslında uzak gelecekteki programda yer alan bir film Star Trek/ Uzay Yolu'nun bu ikinci filmi. Bilindiği üzere Uzay Yolu ve Uzay Yolu Yeni Nesil'in TV dizisi ardından çevrilen sinema uyarlamaları ardından, seri tekrar en başa Spock ve Kaptan Kirk'lü, hepimizin zamanında (bir 30 yıl önce kadar) TV'lerde izlediği orjinal Uzay Yolu hikayesine dönüş yapmıştı J. J. Abrams'ın yönetmenliğinde. "The Future Begins/ Gelecek Başlıyor" tanıtım cümlesinden yola çıkan 2009 yapımı ilk film, finale doğru gösterdiği 129 yıl sonrasından geçmişe gelen Mr.Spock ile aslında bize Uzay Yolu'nun farklı bir gerçeklik boyutundaki maceralarını anlatmanın ipucunu veriyordu. Hatırlarsanız orada Kirk, yaşlı Mr. Spock'a (ki orjinal seride Mr. Spock'ı canlandıran Leonard Nimoy canlandırmıştı onu da) "Zamanda geri giderek hepimizin hayatlarını değiştirmiş oldunuz" demişti ve ilk filmdeki olay akışı orjinal serideki olay akışından tamamen farklıydı. Abrams burada yönetmenlik dehasını kullanarak bize aynı hikayeyi başka bir zaman gerçekliğindeki şekliyle anlatmayı seçmişti. Böylece aynı hikayeyi baştan, bildiğimiz şekliyle değil; onu değiştirerek ve bilmediğimiz bir şekilde anlatarak bir 'yeniden çevrimden' fazlasını yapmıştı.
05.17.2013'te gösterime girecek ikinci filmin ayak sesleri de yavaş yavaş gelmeye başladı. İlk fragmanı 14 Aralıktan itibaren "The Hobbit: An Unexpected Journey"in öncesinde  yayınlanmaya başlayacak olan filmin afişleri de görücüye çıktı. Henüz konusu hakkında ve özellikle kötü adamı hakında fazla detay bulunmayan filmin bir tek  synopsis'i yayınlanmış durumda şimdilik:
"Atılgan’ın mürettebatı eve geri çağrıldığında, kendi organizasyonları içinde durdurulamaz bir terör gücünün donanmayı ve temsil ettiği her şeyi parçaladığını, dünyamızı bir kriz içinde bıraktığını görürler. Bitirmesi gereken şahsi bir kavgası olan Kaptan Kirk, tek kişilik kitle imha silahını yakalamak için savaş alanına doğru özel bir arayış başlatır. Kahramanlarımız yaşamla ölüm arasında destansı bir santraç oyununa sürüklenirken, aşka meydan okunacak, dostluklar parçalanacak ve Kirk’ün geride bıraktığı tek ailesi olan müretebatı için fedakarlıklar yapması gerekecek."


GELECEK PROGRAM: THE DARK KNIGHT RISES, Christopher Nolan, ABD, 2012, Aksiyon, Macera, Suç

Hem çizgi-roman, hem animasyon hem de film olarak Batman'in gönlümüzde ayrı bir yeri vardır. Hele ki üçüncü ve son bölümü birkaç hafta sonra gösterime girecek olan ve yönetmen koltuğunda Christopher Nolan'ın oturduğu; senaryosunu da, aynı zamanda muhteşem dizi Person of Interest'in senaryosunu da yazan, kardeşi Jonathan Nolan'ın yazdığı son üçlemenin yeri ise daha bir başkadır. Karanlık havasıyla çizgi-romandaki gotik havayı tam olarak beyazperdeye yansıtan Dark Knight serisinin gösterime girmesine az bir zaman kala, film şirketi de filme dair bir çok farklı fragman, görüntü, afiş ve fotoğraf yayınlayarak beklentilerimizi iyice yükseltmeye başladı. Christopher Nolan'ın çizgi-romandaki havayı kendince nasıl yakaladığını ilk iki filmden bilmemizi de, beklentilerimizin boşa çıkmayacağının bir kanıtı olarak yorumluyoruz. Bizse burada, ufak bir aramayla internette heryerde fragmanlarını bulabileceğiniz filme dair son resmi paylaşmak istiyoruz. Çizgi-romanda da Batman'in en güçlü düşmanı olan ve hatta bir ara onu sakat bırakıp (ki filmin Bruce Wayne'i elinde bastonla yürürken gösteren bir fotoğrafından anladığımız kadarıyla serinin son bölümünde de çizgi-romanın bu olay örgüsüne sadık kalınmış), Bruce Wayne'nin Batman kostümünü geçici olarak bir başkasına devretmesine sebep olan Bane'in fotoğrafının bulunduğu bu afiş, dediğimiz gibi, beklentilerimizi tavan seviyesine çıkarırken bir kopyasını da duvarımızda görme isteği uyandırmaktadır içimizde.
27 Temmuz'da gösterime girecek olan Dark Knight Rises'ı dört gözle bekliyoruz. (Uyarı: Bane'nin gözlerine dikkatle bakarsanız, Batman'in yarasa kanatlarını görebilirsiniz!)



GELECEK PROGRAM: EKÜMENOPOLİS: UCU OLMAYAN ŞEHİR/ Ecumenopolis: City Without Limits, İmre Azem, 2011, Türkiye-Almanya, Belgesel


2011 yapımı olmasına rağmen, 4 Mayıs 2012 tarihinde gösterime girecek bir belgesel var karşımızda. Açıkçası birkaç gün öncesine kadar benim de haberim yoktu ve aldığı bunca ödüle rağmen (henüz) çok da bilinen bir eser değil. Aslında neden bir yıldır duymadığımızı bu belgeseli hem trailer hem de fragmanda geçen üç-beş cümleden anlamak mümkün: "Dünya bankası dedi ki bize: Siz en az bir kentinizi ya da iki kentinizi metropolleştireceksiniz." (metropolleştireceksiniz, yani parayı oraya akıtıp heryeri betonarme binalarla çevireceksiniz, yollar ve köprülerle kuşatacaksınız, nüfusunuzun %20'sini bu şehirlere yığacaksınız ve bu nüfusta da arasında uçurumlar olan sınıf farkları yaratacaksınız, en alttaki en üsttekine imrenerek bakacak, en üstteki de en alttakine iğrenerek bakacak), "TOKİ kentleri sınıfsal olarak ayrıştırıyor." (yani TOKİ bir yanda dar gelirli için konut yaparken, bir yanda da yüksek gelirli için yüzme havuzlu, lüks daireler yapacak, ki bunu yapıyorlar zaten). Yapyıkları bir başka şey de yol ve köprüler, çünkü (yine trailer'dan bir alıntıyla) "Bir yere yol götürürseniz o yol oraya yerleşmeyi çağırır." (yerleşmeyi çağırır yani o yol ve köprülerin etrefında düzensiz bir kentleşme/yerleşme oluşmaya başlar). Bilin bakalım bu tanımlar size hangi şehrimizi anımsatacak? Elbette, İstanbul. İstanbul'un neden ve nasıl, hangi amaçlarla düzensizleştirildiğini anlatan bir belgesel Ekümenopolis ve bunu yaparken de sayısız yere dokunuyor. Bu kadar geç gösterime girmesine şaşmamalı, hatta gösterime girebilmesine şaşmalı; am burası Türkiye, o tarihe kadar çok şey değişebilir! Ve herkes bu belgeseli görsün, izlesin ve izletsin diye de, kör gözüne parmağım misali afişini en büyük boydan veriyoruz.



"1980’lerde dünya ekonomisinde yaşanan neoliberal değişim ve buna paralel olarak hız kazanan küreselleşme süreci, bütün dünya kentlerinde köklü bir değişimi beraberinde getirdi. Finans merkezli bu yeni ekonomik yapılanmanın kentsel alanları bir sermaye üretim aracı olarak görmesi sonucu gelişmekte olan ülkelerin kentleri bu süreçten derinlemesine etkilenmekte. Köklü bir planlama geleneğinin zaten olmadığı İstanbul’da, neoliberalizmin insan yerine kentsel rantı ön plana çıkartan yaklaşımı maalesef yöneticilerimiz tarafından şuursuzca uygulandı, herkes bu yağmada kendine bir pay kapma peşine düştü ve sonuçta ortaya insan yaşamını tehdit eden sorunlar yumağıyla debelenen 15 milyonluk bir megakondu çıktı.Özellikle son 10 yılda, Dünya Bankası’nın raporlarında öngördüğü gibi İstanbul’un kimliği sanayi kentinden finans ve hizmet kentine dönüşüyor ve İstanbul diğer dünya kentleri ile bir yarışa soyunuyor. Bu yarış yabancı sermayeyi çekme yarışı. “Yatırım için en karlı kent burası” diye pazarlanıyor İstanbul. Bu “çekicilik” bir yandan sermayenin önünü açmayı, kentsel mekanların inşaasında kamusal yararı gözeten hukuksal denetimleri ortadan kaldırmayı hedeflerken, aynı zamanda buna paralel olarak kentin kullanıcılarında da bir değişimi öngörmekte. Kentin inşaasında ve bir sanayi merkezi olmasında alın teri olan emekçi kesimin, tüketici odaklı yeni finans ve hizmet kentinde yerleri yok. Peki nedir bu insanlar için öngörülen?İşte “kentsel dönüşüm” denen olgu da tam burada devreye giriyor. Yeni kanunlarla eskiden tasavvur bile edilemeyecek yetkilerle donatılan TOKİ ve belediyeler, özel yatırımcılarla işbirliği içinde kentsel toprağı bu yeni “vizyona” doğru dönüştürmeye çabalıyorlar. Arkalarında ellerini kavuşturan uluslararası sermaye, ellerinde paftalar, kafalarında metrekareler, kat emsalleri, mahalleleri yıkıyorlar, gökdelenler dikiyorlar, otoyollar yapıyorlar, alışveriş merkezleri açıyorlar. Peki kime hizmet ediyor bu yeni mekanlar?İstanbul’da gelir dağılımındaki uçurum gitgide mekana da yansıyor, mekansal ayrışmadan besleniyor. Bir tarafta varsıllar kendilerini güvenlikli sitelere, rezidanslara, plazalara kapatırken, diğer yandan kentin çeperlerinde insan deposu olarak tasarlanmış TOKİ konutlarında yeni yoksulluk döngüleri insanları çaresizliğe umutsuzluğa sürüklüyor. Peki gelecek kuşaklara bırakılan bu toplumsal mirasın sorumlusu kim?Her yapılan otoyolun giderek kendi trafiğini yarattığı bilimsel gerçeğini görmezden gelerek yapılan tünellere, kavşaklara, viyadüklere milyarlarca lira çarçur edilirken, İstanbul 2010’da hala tek hatlı, topu topu 8 duraklı bir metro “ağı” ile yetinmek zorunda kalıyor. Toplu ulaşıma ve raylı ve alternatif ulaşım sistemlerine yeteri kadar kaynak ayrılmadığından, insanlar saatlerce trafikte eziyet çekiyor, milyarlarca liralık “zaman” egzoz dumanında uçup gidiyor. Peki yöneticilerimiz çözüm için ne yapıyorlar? Evet bildiniz: daha çok yol!15 milyonluk bu kentte her şey o kadar hızlı değişiyor ki, plan yapmak için kentin bir fotoğrafını çekmek dahi mümkün olmuyor. Planlar daha yapılırken eskiyor. Tam bir kronik plansızlık hali. Bütün bunlar olurken nüfus artmaya devam ediyor, ve kent gelişigüzel bir şekilde yayılıp batıda Tekirdağ’a doğuda Kocaeli’ne dayanıyor. Peki İstanbul’un gerçekten bir planı var mı?1980’de ilk metropolitan ölçekli İstanbul planı yapıldı. Plan raporunda kentin coğrafyasının en fazla 5 milyon nüfusu kaldırabileceği yazıyor. O zaman nüfus 3.5 milyon. Bugün İstanbul’un nüfusu 15 milyon. 15 sene sonra 23 milyon olacak. Yani coğrafyasının kaldırabileceğinin neredeyse 5 katı. İstanbul bugün Bolu’dan su çekiyor, öteki taraftan bütün Trakya’nın suyunu çekiyor. Kuzey ormanları gözle görünür bir şekilde tahrip olurken, 3. köprü projesi İstanbul’un kalan orman ve su havzalarını tehdit ediyor. İki yakayı birleştiren köprüler, yarattıkları rant alanları ile kentlileri birbirinden koparıyor. Peki ya İstanbullular olarak biz bu yağmaya karşı ne yapıyoruz? Kentler toplumun aynası ise, İstanbul’a bakarak kendi toplumumuz için ne diyebiliriz? Gelecek nesillere nasıl bir İstanbul bırakacağız?Ekolojik eşikler aşılmış. Ekonomik eşikler aşılmış. Nüfus eşikleri aşılmış. Sosyal ahenk bozulmuş. İşte neoliberal kentleşmenin fotoğrafı: Ekümenopolis. Ekümenopolis İstanbul’a bütüncül bir yaklaşımı amaçlıyor, değişim kadar, değişimin altındaki dinamikleri de sorguluyor. Bizi yıkılmış gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin tepelerine, Marmaray’ın derinliklerinden 3. köprünün güzergahına, gayrimenkul yatırımcılarından kentsel muhalefete, bu uçsuz bucaksız kentte uzun bir yolculuğa çıkartıyor. Uzmanlar, akademisyenler, yazarlar, mahalleliler, yatırımcılar, kentliler ile konuşacak, kente makro ölçekte bir bakışı grafiklerle izleyeceksiniz. Belki de yaşadığınız İstanbul’u yeniden keşfedeceksiniz ve umarız ki değişime seyirci kalmayacak, onu sorgulayacaksınız. Sonuçta demokrasi bunu gerektirir."
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzleyek - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger