Latest Movie :
Recent Movies

SOUNDTRACK: Nina Simone - Sinnerman (Felix Da Housecat's Heavenly House Mix) (MIAMI VICE, 2006)


INTACTO/ Bahis, Juan Carlos Fresnadillo, 2001, İspanya, Macera-Dram

Aslında filmin Türkçe ismine baktığımızda insan bir kumarhane filmi bekliyor, ama karşımızda 'şans' üzerine bir film var. Tamam, bu şansın aranmasında ve sınanmasında bir parça kumar oynanıyor ama bu bildiğimiz anlamda bir kumar değil. Intacto'daki kumar daha şanslı insanı bulmak/belirlemek için, kendini şanslı gören insanlar arasında ve kendi hayatları üzerinden oynanıyor. Bazen bir otoban, bazen ormanlık bir alan bu kumara sahne olabiliyor; çünkü filmde bahsedilen şans, aslında her insanın kaderinden kaynaklanan bir durum. Şanslıların biri uçak kazasından tek kurtulan kişi, biri depremde sağ kalabilen bir kişi, diğeri bir trafik kazasında ailesini kaybedip kendisi sağ kalmış bir kadın ve bir başkası da yahudi katliamından kurtulabilmiş bir adam. Bütün bu insanların yolu finale doğru, yahudi katliamından kurtulan adamın kurduğu (Sam) ve gerçekten şanslı olan insanların kabul edilip, bu şanslarını birbirlerine karşı kullanacakları bir kumarhanede kesişecektir. Ancak sorun şudur ki, Sam kendisini yeryüzündeki en şanslı insan olarak görmektedir çünkü 'insanlara dokunduğunda onların şanslarını çalma' gibi bir yeteneği vardır. Finalde ise ışıklar sönüp silahlar patladığında, ışıkların tekrar yanmasıyla gerçekten şanslı olanı görmek bize nasip olmaktadır. Bu noktada en güzel ipucunu filmin tagline'ı vermektedir bize, 'Kimileri şansla doğar. Diğerleri onun için kumar oynar.' diyerek.


ONDAN ÖNCE BU VARDI: CLASH OF TITANS/ Devlerin Savaşı, Desmond Davis, 1981, ABD, Fantastik

Acaba yaşı 30'un altında olanların 2010 yapımı ve Louis Leterrier'in yönettiği 'Clash Of Titans/Titanların Savaşı' adlı dijital efekt bombardımanı sinema filminin 'God of War, Age Of Mythology veya Titan Quest' gibi bilgisayar oyunlarının sinema uyarlaması olarak yorumlamaları (Bkz. beyazperde.com) normal mi karşılanmalı yoksa bu onların sinemasal cehaletine mi verilmeli? Belki yaşları gereği, bundan 30 yıl önce, elde henüz bilgisayar programları destekli efekler yokken ve herşeyin 'manuel' yapıldığı bir dönemde Desmond Davis yönetmenliğinde çekilen ilk/orjinal Clash of Titans'ı seyretmiş ya da görmüş olmaları beklenemez, ama en azından seyrettikleri film hakkında bir araştırma yapmış olmalarını ya da dolaştıkları onca internet sitesi içinde bir yerlerde bunun gözlerine çarpmış olmasını bekliyor insan. Oysa Hollywood'un son dönemde içine düştüğü orjinal senaryo kıtlığını çözmek için başvurduğu üç yöntem var: 1) Uzakdoğu sinemasına ait örneklerin yeniden uyarlanması 2) Zamanında çok izlenmiş eski dizileri sinema filmi haline getirmek ve 3) Yine eski sinema filmlerini yeniden ama bu sefer dijital efekte boğulmuş ve senaryosu kısaltılmış olarak uyarlamak.
2010 yapımı Clash Of Titans işte bu üçüncü gruba giren filmlerden ve 1981 yapımı, Desmond Davis'in yönettiği Clash of Titans'ın yeniden çevrimi. Orjinal filmi de seyretmiş biri olarak diyebilirim ki 1981 yapımı film senaryo olarak 2010 yapımından çok daha ayrıntılı, özgün ve Yunan mitolojisine sadık bir uyarlamadır. 2010 yapımı Clash Of Titans, orjinal filmin senaryosunun ufak bir bölümünü kullanmış, Perseus-Andromeda aşkı filmden çıkarılmış (burada Andromeda sadece Perseus'un kurtardığı kadına dönüşmüştür), aynı şekilde orjinal filmde yer alan bir çok mitolojik karaktere ve olay örgüsüne de yer verilmemiştir. Orjinal senaryosunda yapılan bunca kırpmadan sonra açılan boşluklar 2010 model dijital efeklerle doldurulan film, mitolojiyi sadece bilgisayar oyunlarından öğrenen bir neslin beğenisine sunulmuş ve sonuç, orjinal filmden haberi bile olmayanlar açısından, mükemmel olmuştur! Elbette belki efektler açısından iki filmi karşılaştırmak pek doğru olmayacaktır, ama 1981 yapımı orjinal filmin efektleri de, kendi zamanı için yabana atılacak türden değildir ve en azından günümüz dijital efekleri gibi insanı rahatsız etmemekte, size de çok daha fazla mitolojik öykü izleyeceğinizin garantisini vermektedir.


FRANKLYN, Gerald McMorrow, 2008, İngiltere-Fransa, Fantastik-Dram


Herkese hitap etmeyen, Eş-Kent (Meanwhile) sahneleriyle yine bir başka herkese hitap etmeyen film olan Dark City'i anımsatan Franklyn, yine Dark City gibi kendi varlığında kaybolmuş bir adamın  kendini bulma yolundaki macerasını anlatmaktadır. Hem bizim dünyamızda, hem de bizim dünyamıza paralel 'Meanwhile' isimli bir kentte geçen film; bizim dünyamızdaki sahnelerde bir babanın kendi oğlunu arayışını anlatırken diğer taraftan da psikolojik sorunlu bir genç kadının aşkı bulmasını anlatır. Paralel kent  Meanwhile'de geçen sahnelerde ise yeni bir dünyayı tanır ve bu dünyadaki maskeli dedektif  Christopher Preest'ın kendi arayışına şahit oluruz. Finalde ise, film boyunca süren bu parçalı anlatım muhteşem bir sahneyle birleşerek bizi bütün bu arayışların 'bulunma' paydasına götürür. Filmin tek sorunu belki de, tıpkı Shyamalan'ın Village'ı (KÖY) gibi, çok daha sürpriz bir sekilde verilebilecek sonunu biraz erken belli ederek bu twist’i iyi değerlendirememesidir o kadar. Bunun dışında hem görüntüler (atmosfer), hem de kamera açıları çok güzel ayarlanmıştır filmde, özellikle final sahnesinde. Ancak tamamen bir fantastik film, ya da korku-gerilim bekleyenler hayal kırıklığına uğrayabilirler. Daha çok psikolojik-macera/polisiye olarak tanımlanabilir film; filmdeki fantastik sahneler sadece sürpriz sona götüren birer araç olarak kullanılmışlardır. Ama yine de filmin en güzel sahneleri (Meanwhile) Eş-Kent'te geçen sahnelerdir; bu sahnelerin bizim evrenimize geçiş yaptığı kısımlar, özellikle filmin sonuna doğru mükemmel ele alınmışlardır. Tabii bu arada diğer evrendeki kent için Meanwhile adının  seçilmesi de ilginçtir, zira "bu arada" anlamına gelen bu İngilizce kelime, filmlerde genelde "biz bunları yaşarken şehrin diğer ucunda da" anlamına gelmektedir. Aslında fantastik sahnelerin filmin ana kurgusu içinde açılmış birer parantez olduğu da buradan anlaşılmaktadır: Filmin sonundaki twist’i hazırlayan parantez.

.

ÖZEL DOSYA: AFİŞİNE GÖLGE DÜŞEN FİLMLER

FOXES, Lorcan Finnegan, 2011 (Kısa Film)

  

QUANTUM OF SOLACE, Marc Forster, 2008

 

X-MEN: FIRST CLASS, Matthew Vaughn, 2011


THE AMAZING SPIDERMAN, Marc Webb, 2012


THE INFORMANT!, Steven Soderbergh, 2009

 

THE X-FILES: I WANT TO BELIEVE, Chris Carter, 2008

 

ROUND, Kirk Hendry, 2009

  

STAR WARS: EPISODE I- Phantom Menace, George Lucas, 1999 

  

TAXI TO THE DARK SIDE, Alex Gibney, 2007


THE OMEN, Richard Donner, 1976

YAKINDA: TOTAL RECALL/ Gerçeğe Çağrı, Len Wiseman, 2012

1990 tarihli, yönetmenliğini Paul Verhoeven'in yaptığı ve baş rolünde Arnold Schwarzenegger (Douglas Quaid)'in oynadığı aynı isimli kült filmin yeniden çevrimi. 3 Ağustos 2012'de gösterime girecek olan filmin bu ilk teaser fragmanına bakınca ağır bir Minority Report/Azınlık Raporu etkisi açıkça görülüyor. Gerçi her iki öykünün de Philip K. Dick'e ait olduğunu düşünürsek bu normal karşılanabilir, ama Azınlık Raporu'nda gördüğümüz tırmanan, uçan, kaçan otomobillerin aynısını burada da görmek insanı biraz da olsa şaşırtıyor (ki Azınlık Raporu'nda bu otomobiller üzerinde geçen bir sahne vardı, onun da benzerini film başka da olsa, bu teaser'da görüyoruz.). Yine de yeni Total Recall'u dört gözle bekliyoruz.

  

METROPOLİS, Fritz Lang, 1927, Almanya, Bilim-Kurgu, Dram


Siyah-beyaz, sessiz, konuşmaların sahneler arasında ekrana yazıyla yansıtıldığı ve1902-1929 yılları arasında çekilen ilk sessiz bilim-kurgu sinema filmlerinden birisidir Metropolis. Aslında 'birisidir' demek, Metropolis'i biraz hafife almak anlamına geleceğinden, bu dönem içinde çekilen bilim-kurgu filmlerinden ayrı bir yere koymak gerekir onu. Sadece fragmanındaki sahnelerden bile anlaşılacağı üzere, Star Wars'dan Blade Runner'a kadar bir çok mihenk taşı ya da kült denebilecek bilim-kurgu filmini etkisi altına almış bir 'ilk' örnektir Metropolis ve sinemanın daha ilk yıllarında böylesine bir örnek vermesi de insanın hayal gücünün ne kadar geniş olduğunu göstermektedir. Özellikle Metropolis'in gelecek tasarımı ve bunun günümüzün bilgisayar destekli efektleri olmadan canlandırılması görülmeye değerdir. Daha sonra Blade Runner, Minority Report, Dark City, Star Wars ve (son uyarlama) Total Recall'da da karşımıza çıkacak bir gelecek tasarımı sunar Metropolis: Gökyüzüne kadar yükselen binalar, bunların arasında uzanan çok katlı yollar ve üzerlerindeki araçlar, gökyüzündeki uçan araçlar. Bütün tasvirleri zamanının çok ötesindedir Metropolis'in ve gene sonradan özellikle anti-ütopyalarda çokça karşımıza çıkacak olan, '1981'deki Büyük Birader ya da 'Equilibrium' ve 'V for Vendetta'daki totaliter rejim benzeri bir rejimle yönetilmektedir. Yine filmdeki 'robot Maria' ile Star Wars'daki C3PU'nun benzerliği de gözden kaçmamaktadır Metropolis'te. Daha önce 'FİLMSEL KAVRAMLAR- Üç Robot Yasası'nda da üzerinde durduğumuz Metropolis, Holywood üretimi modern bilim-kurguların Alman sinemasına neler borçlu olduğunu da göstermektedir bize.


 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzleyek - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger