Latest Movie :
Recent Movies

GELECEK PROGRAM: 2014'ün Sinema Filmleri Seçkisi

Gireli henüz bir hafta olmasına karşın, önümüzde bizi bekleyen yıla baktığımızda oldukça hareketli filmlerin (özellikle bilim-kurgu açısından) ve özlediğimiz yönetmenlerin bizi beklediğini görüyoruz. Buradan bakınca sanki çok uzunmuş gibi görünen, ama sonuna geldiğimizde "ne kadar da çabuk geçti koskaca yıl" dediğimiz bu süreçte bizi bekleyen filmleri sizlere gösterelim istedik. Belki böylece kendinizin sinema takvimini oluşturmanızda da bir nebze yardımımız dokunur. Diğer taraftan filmlerin fragmanlarına baktığımızda neredeyse hepsinin mükemmel, seyredilesi filmler olduğu hissine kapılıyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki fragmanlar tam da bu neden ve amaçla yapılır: Film başlamadan önce seyirciyi çalmak! Film her zaman fragmandaki gibi olmayabilir. Tabii biz burada size ufak bir seçki sunuyoruz, ancak kişisel olarak beklediğimiz, takip ettiğimiz filmleri de filmin başlığı yanına koyduğumuz üç yıldızla ayrıca belirttik -yani bu yıldızlar başka bir şeyin belirtisi değildir-, sizlere kişisel seçkimizi de gösterebilmek içindir...

Edge Of Tomorrow/ Yarının Sınırında, Doug Liman, ABD, Bilim-Kurgu


Yakın bir gelecekte uzaylıların dünyaya saldırmasıyla birlikte insanlar ve uzaylılar arasında bir savaş başlar. Bu sırada o zamana kadar hiç bir savaşa katılmamış olan William Cage'in (Tom Cruise) ilk görevi intihar görevidir. Bu saldırı sırasında hayatını kaybettikten sonra tekrar hayata geri döner. Bunun nasıl olduğunu anlayamadan, savaş sırasında öldüğünü gördüğü Rita Vrataski'nin de yaşama geri döndüğünü görür. Bu olayları anlamaya çalıştığı sırada Özel Kuvetlerde göre yapan Rita onu eğitmeye başlar... 


 

Interstellar, Christopher Nolan, ABD, Bilim-Kurgu ***


Filmde bir grup bilim adamının bir solucan deliğinden geçip boyut değiştirerek yıldızlar arası yolculuk yapması anlatılmakta. Yönetmeni Christopher Nolan'sa bir filmin, gerisi teferruattır...

 

Jupiter Ascending/ Jüpiter Yükseliyor, Wachowski Kardeşler, ABD, Bilim-Kurgu ***


İnsanlığın bu dünyada tek olduğunu düşündüğü bir zamanda, kendi halindeki genç bir kız, Evrenin Kraliçesi tarafından suikaste gitmek üzeredir. Ancak dünya dışından başka birisi onu kurtarır. Ve Evrenin Kraliçesi'nin hükümdarlığını sona erdirmesi için o kıza ihtiyacı vardır. 

 

I, Frankenstein/ Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı, Stuart Beattie, Avustralya, Macera, Fantastik


Orjinal hikayeden biraz farklı olarak bu filmde Frankenstein, parçaları birleştirilmiş özel bir detektif olarak karşımıza çıkıyor. Doğaüstü yaratıklar Dünya'yı ele geçirmek isteyince, eşi benzeri görülmemiş bir kahraman olarak Adam Frankenstein insanoğlunun yardımına koşuyor...

 

 Transcendence, Wally Pfister, İngiltere, Bilim-Kurgu ***


Bilim adamı Will, istedikleri teknolojik yardımı yapmadığı için bir terörist grubun saldırısına uğrar ve cinayete kurban gider. Kendisi gibi bilim adamı olan eşi Evelyn, Will'in beynini gelişmiş bir süperbilgisayara entegre eder. Will'in bedeni ölmüştür ama beyni eşiyle yeniden iletişime geçer. Dahası Will, bağlı olduğu bilgisayardan internet aracılığı ile tüm dünyayı yaklaşan terörist tehlikeye karşı uyarmaya başlar. Fakat terörist grup Will'in hala hayatta olduğunu fark edince, super-bilgisayarı yok etmek için harekete geçerler. 
Başrolde Johnny Depp olur da o film kötü mü olur? Kaldı ki konusu bile izlemeye yeter bir sebep... 

 

Welcome to Yesterday, Dean Israelite, ABD, Bilim-Kurgu, Macera


Bir gurup genç zaman makinasının planlarını keşfederler. Planlar üzerinden zaman makinasını yaratarak, yaptıkları hataları düzeltmeye başlarlar ancak bilmedikleri şey, her değiştirdikleri bir olayın başka bir olayı da değiştirmesidir. Bunun da elbet kaçınılmaz sonuçları olacaktır...

 

Noah/ Yüce Nuh, Darren Aronofsky, ABD, Dram, Macera, Fantastik ***


Dünyanın sonuna dair rüyalar ve hayaller gören Nuh, rüyalarında kendisine verilen ölçülerde bir gemi yaparak ailesini bu sondan kurtarmaya çalışır. Bildiğimiz Nuh öyküsü yönetmen Aronofsky'nin ellerinde ve hayal gücünde nelere dönüşmüş hep beraber göreceğiz. 


Earth to Echo, Dave Green, ABD, Bilim-Kurgu, Macera


Genç bir arkadaş grubu cep telefonları üzerinden şifreli mesajlar almaya başlarlar. Onlar bu şifrelerin ardındaki inanılmaz anlamı keşfetmek için inanılmaz bir maceraya atılacaklardır. Çok geçmeden de bu şifrelerin aslında başka bir dünyadaki yardıma muhtaç, gizemli bir yaratıktan geldiğini anlayacaklardır. 


The Amazing Spiderman-2/ İnanılmaz Örümcek Adam-2, Marc Webb, ABD, Macera, Fantastik, Marvel ***


Peter Parker'ın hayatı oldukça yoğun bu filmde. Bir yandan Örümcek Adam olarak kötü adamları yakalıyor diğer yandan ise aşkı Gwen'le vakit geçiriyordur. Peter, Gwen'ın babasına kızından uzak durarak onu koruyacağına dair verdiği sözü de unutmamıştır. Fakat bu tutmakta zorlandığı bir sözdür. Kötücül Electro'nun ortaya çıkması, eski arkadaşı Harry Osborn'un geri dönüşü ve Peter'ın geçmişine dair yeni ipuçlarının ortaya çıkması Örümcek Adam'ın hayatını değiştirecektir. 


Dawn of the Planet of the Apes/ Maymunlar Cehennemi: Şafak Vakti, Matt Reeves, ABD, Macera, Bilim-Kurgu, Dram ***

Cesar ve arkadaşları San Francisco'da çok büyük bir panik yaratmışlardır. Ayrıca ALZ-113 virüsünü yavaş yavaş tüm dünyaya yayılmaktadır. Serinin ikinci filminde Maymunları Cehenneminin şafağına tanık  olacağız. Virüsten kurtulan insanlar ve Cesar öncülüğündeki maymunlar, kaos ve ölümün hakim olduğu dünyada hayatta kalmaya çalışacaklar. 


UPSIDE DOWN/ Tepetaklak, Juan Solanas, Kanada-Fransa, 2012, Bilim-Kurgu, Aşk

“Evren. Harikalarla dolu dünya. Saatlerce uzanıp gökyüzünü izleyebilirim. Ne kadar çok yıldız, ne kadar çok gizem ama tek bir özel yıldız var. Ona bakarken özel bir insan aklıma geliyor. Size hikayemi anlatacağım. Zamanın başlangıcındaki karmaşadan ortaya bir olay çıktı. Evrenin en büyük gizemlerinden biri. Biliyor musunuz ben de bu inanılmaz yerlerde büyüdüm. Bizim güneş sistemimizi benzersiz yapan şey ikili yerçekimine ait olması. İkiz gezegenler tek güneşin etrafında dönüyorlar, fakat her biri kendi yer çekimine sahip. Bizim dünyamızda yukarı düşmek ve aşağı tırmanmak mümkün. Fakat benim hikayem aşk hakkında. Derler ki, aşıklar doğarken ikiye ayrılan bir ruhtur. Ve bu iki parça her zaman birbirini bulmaya çalışır. Hikayemi anlamak için, çift yer çekiminin üç kanununu öğrenmeniz gerekli. Bütün maddeler, her parça ait olduğu dünyanın yer çekim kuvvetine bağlıdır. Herhangi bir nesnenin çekimi diğer dünyadan gelen nesne ile dengelenebilir. Karşı etki. Ama sorun şu ki karşı madde ile temas ettikten bir kaç saat sonra nesne ısınıp yanmaya başlıyor. Bu kanunlar evrenin kendisi kadar eskiler. Onlar değişmez ve istinasız. Çekim gücü. Onun yenilmez olduğunu söylüyorlar. Ben ise buna katılmıyorum. Ya aşk, yer çekiminden daha güçlü ise? Benim hikayem, iki dünya arasındaki herhangi bir temasın son derece tehlikeli ve yasak olduğu o karanlık zamanlarda başladı. Üst Dünya zengin ve gelişmişti. Biz ise Alt Dünya'da yaşayanlar, hayati tehlikesi olsa da evlerimizi ısıtmak için karşı dünyanın maddelerini çalmak zorundaydık. Dünyalar arasındaki bağlantıyı kurma yetkisi sadece Transworld'e aitti. Üst Dünya'nın devasa şirketi. Şirket bizim petrolümüzü bedava almak ve elektriği imkanlarımızın el vermediği ücrete satmak amacıyla kuruldu.”

Bizim evrenimizde geçmeyen "bir başka dünya" hikayesi "Upside Down/ Tepetaklak". Kaostan ortaya çıkan bir kozmik (kelimenin Yunanca kökü "cosmos", süs demektir bunu da ekleyelim hemen) olayın sonucu olarak, iki farklı gezegen birbirlerinin çekim gücü altında karşılıklı dengede durmaktadırlar. Birbirlerine teğet oldukları noktada öyle birbirlerine yakındırlar ki karşılıklı iki dağın zirvesindeki insanlar bağırarak anlaşabilmektedirler. Kahramanlarımız Adam ve Eden de daha birer çocukken bu şekilde tanışırlar ve birbirlerine aşık olurlar. Ancak Üst Dünya ve Alt Dünya olarak adlandırılan bu iki dünya arasında sınıfsal bir ayrım vardır ve Alt ve Üst Dünya insanlarının birbirlerinin dünyalarına geçmesi yasaktır. Fiziki olarak da iki dünyanın çekim gücü nedeniyle bu pek mümkün olmamaktadır zaten. Çünkü karşı dünyadan biri diğer dünyaya geçtiğinde bile kendi dünyasının çekim gücü etkisi altında olmaktadır. Yani eğer bir yere tutunmazsa kendi dünyasına, "yukarı" doğru düşmektedir.  Dünyaların isimlendirilişinden de anlaşılacağı gibi, Üst Dünya Transworld isimli şirket aracılığıyla Alt Dünya'yı sömürmektedir. Üst Dünya'dakiler daha gelişmiş/modern ve sosyal bir yaşama sahipken, alt dünyadakiler tamamen onların artıklarıyla beslenen, geri kalmış, varoş bir dünyada yaşamaktadırlar. Özellikle petrol yatakları nedeniyle Alt Dünya'ya mecbur olan Üst Dünya, petrolü çıkarma, işleme ve satma hakkını Transworld ile kendi elinde tutmakta ve bundan elde ettiği elektriği de Alt Dünya'ya fahiş fiyatlara satmaktadır. Bir çeşit "kapitalist fırsatlar dünyası"dır Üst Dünya. Alttakiler de iş gücü sağladıkları sürece, öyle pek de umurlarında değillerdir. Ailesini de daha küçükken Transworld'ün petrol rafinerisindeki sızıntıda kaybeden Adam'la Eden'in ergenlik çağlarına kadar, kah Üst Dünya'da kah Alt Dünya'da beraber yaptıkları kaçamaklarla yaşadıkları aşkları bir gün Üst Dünya'dan olan Eden'in Alt Dünya'ya geçtiğinin anlaşılmasıyla yaşanan kovalamaca sonunda Eden'in Üst Dünya'ya düşerek başından yaralanmasıyla biter...O andan sonra bir daha Eden'den haber alamayan Adam, düşme sonucu ölmüş olabileceğini düşünse de ona olan aşkı hala devam etmektedir. Bu arada Alt Dünya'daki bir harap laboratuvarda kırışık giderici anti-çekim kremi (tahmin edersiniz, aynı krem karşı dünyada da yürümeyi/yaşamayı kolaylaştıracaktır) üzerinde çalışan ve deneyler yapan Adam, bir gün televizyonda Transworld'ün Alt Dünya'dakilere "Bizimle çalışın" diyen reklemında bir Transworld çalışanı olan Eden'i görür. Adam'ın elindeki gençleştirici krem taslağını kullanmak isteyen Transworld şirketi, Eden'e ulaşmak için şirketteki işe başvuran Adam'ı hemen işe alır. Bundan sonrası Adam'ın türlü yollarla Eden'e ulaşmaya çalışıp, ona kim olduğunu anlatması üzerine gelişir film. "Kim olduğunu anlatması" diyoruz çünkü baştaki düşme sonucu başından yaralanan Eden geçmişi hatırlamamaktadır, dolayısıyla Adam'ı da!
"Upside Down/ Tepetaklak" bir aşk filmi gibi başlayıp, öyle devam edip öyle bitse de, aslında arka fonda Transworld ve iki dünya gibi çok sağlam bir anti-ütopya yaratacak bilim-kurgusal fikri yeterince geliştiremiyor. Filmin afişinde de, iki dünyayı birleştiren yapı olarak gördüğümüz Transworld şirketi, bir muamma olarak başlayıp muamma olarak bitiyor. Hatta Adam'ın ve kreminin peşini bırakmalarının nedeni sadece tek bir cümleyle geçiştiriliyor. Yönetmenin tercihi olarak filmde bilim-kurgudan çok iki insanın aşkı öne çıkarılıyor ve işin bilim-kurgu kısmı filmin başında (ki bu kısmı biz deyazının başında verdik) ve sonunda anlatıcının ağzından veriliyor. Transworld'e ne olduğu gene muamma olarak kalıyor. Yine de filmde mükemmel bir "Alt ve Üst Dünya" atmosferi yaratıldığını da belirtelim. Hatta seyrederken beyninizin algısını değiştiren ve filme olan konsantrasyonunuzu bozan, başınızı döndüren başaşağı çekimler filme bir hayli hakim (sırf bu baş dönmesi yüzünden, filmi seyrederken 107 ekran LED TV'den bilgisayar ekrenına geçtiğimizi ekleyelim bu noktada!!!). Özellikle Alt ve Üst Dünya'yı beraber gördüğümüz sahnelerde altta düz, yukarıda ise ters duran eşya, insanlar ve doğa ile iki dünya arasındaki fark ve sınır, ekranda doğal bir yatay çizgi oluşturacak şekilde belirtilmiş. Bu açıdan baktığımızda filmin çok iyi görüntülere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ne var ki genel olarak baktığımızda, aşk hikayesine verilen ağırlığın altında kaybolmuş güzel bir fikre sahip bir bilim-kurgu olarak çıkıyor karşımıza "Upside WDown"...

Another Earth/ Başka Bir Dünya, Mike Cahill, ABD, 2011, Dram, Bilim-Kurgu


Siz hiç kendi dünyanızdan kendi dünyanıza baktınız mı?
İkinci Dünya mı?
Yoksa içsel dünyamızın maddeleşmiş hali mi?
Veya 'belki'lerimiz mi?
Yoksa 'bir (başka) ihtimal daha var mı?' mı?
Ya da pişmanlıklarımız ve geçmişimizi düzeltme isteğimiz mi?
Belki de kendimizle yüzleşme korkumuzdur o dünya!
Belki de kendimizin evrenin merkezi olmadığımız acı gerçeğiyle karşı karşıya kalmamızdır! 

"17 yaşındaki Rhoda, MIT Üniversitesi’ne kabul edildiğini öğrenir ve bunu arkadaşları ile kutlar. O gece dünyanın tıpatıp benzeri bir gezegen gökyüzünde belirir. Bu gezegene bakarak arabayı kullanan Rhoda, müzisyen John Burroughs’un arabasına çarpar ve kazada John’un karısı ile oğlu ölür." Filmin bu tanıtımı heryerde bulabileceğiniz, okuyabileceğiniz konusu. Aslında tam da bu kadar konu; her şey gökyüzünde görülen ve Dünya 2 olarak adlandırılan gezegenin varlığı üzerine kurgulanmış. Hatta Rhoda en büyük hatasını radyodan gezegenle ilgili haberi dinleyip, gökyüzünde onu ararken yapıyor. Bir anlam da onun kaderini de belirliyor ve başka bir çok insanınkini de. Çünkü Dünya 2'nin gökyüzünde belirmesiyle oraya gitmek için bir yarışma düzenleyen zenginler olduğu gibi, oraya gidenleri bir kara delik gibi yutacağını da düşünenler vardır.
"Başka Bir Dünya" adından da anlaşılacağı gibi bir paralel evren, paralel zaman türünde ama bunu gerçekten de "paralel dünya" olarak ele alan bir film. Zira Dünya ile Dünya 2 sürekli bir bakışım içindeler; önde Rhoda caddede yürürken, otobüsle işe giderken veya evinin önünde dikilirken arkada, yörüngede ayın yanında asılı duran (başka bir) Dünya'yı görüyorsunuz. Bu bile izlerken insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Ancak film boyunca ne o dünyayı ne de orada yaşayanları veya şehirlerini görüyoruz, sadece gökyüzündeki bir fon gibi duruyor orada sadece. Radyo veya televizyondaki bilim adamlarının konuşmalarınından Dünya 2'yi tanıyoruz biz. Bu konuşmalardan en önemlisi ise Astrofizikçi Dr. Richard Berendzen'in ağzından dinlediklerimiz. Çünkü kendisi gerçek bir şahsiyet ve filmin senaryosunun üzerine kurgulandığı "Başka Bir Dünya" ya da "Dünya 2" veya kendi verdiği adıyla "Kırık Ayna Teorisi"nin yaratıcısı. Filmde kendi ağzıyla yaptığı açıklama ise şöyle: 
“Kozmos'un büyük tarihi 13 bin milyon yıldan daha eskiye dayanır. Dünya'mızın bir yerlerde bir kopyası olabilir. Belki de bu dünyayı görmenin başka bir yolu vardır. Herhangi bir küçük varyasyon ortaya çıkıyorsa eğer, onlar bu tarafa siz şu tarafa bakıyorsanız belki de aniden her şey değişir ve şimdi de şöyle merak etmeye başlarsınız, başka ne farklı olabilir? Ya da şöyle de denebilir; aynadaki görünüşün aniden yok olmuştur ve yeni bir gerçeklik ortaya çıkmıştır. Orada bazı fırsatlar ve gizemler vardır. Peki başka ne var? Yeni ne var? Şimdi ne var?".
Yine filmdeki televizyonlardan şahit olduğumuz bir başka olguysa, Dünya 2'de yaşayan insanların bizim benzerlerimiz hatta aynılarımız olması. Öyle ki yaşamları bile an ve an bizimkiyle aynıdır. Astrofizikçi Joan Tallis televizyondaki canlı yayında Dünya 2 ile iletişim kurmaya çalışırken, kendisiyle iletişime geçer (burada iletişimi deneyen o olduğunda göre Dünya 2'de de bunu deneyen kendisi olmuştur doğal olarak). Ona/ kendisine kendisiyle/onunla ilgili sorduğu sorulara aldığı cevaplar kendisindeki cevaplarla aynıdır ve tabiki onun da adı Joan Tallis'dir. Kendisiyle yaptığı konuşmanın ardından şöyle bir açıklama getirir: 

"Ben oradayım
Kendimle tanışabilir miyim?
Oradaki ben buradaki benden iyi mi?
Oradaki benden bir şeyler öğrenebilir miyim?
Oradaki ben buradaki benle aynı hataları yapmış mıdır?
Oradaki benle oturup muhabbet edebilir miyim?
İlginç olmaz mıydı
İşin doğrusu, bunu zaten her gün, gün boyunca yapıyoruz.
İnsanlar bunu itiraf etmiyor ve üzerine fazla düşünmüyorlar ama yapıyorlar.
Her gün, kendi kafalarının içinde konuşuyorlar.
O ne yapıyor?
O neden böyle yaptı?
Bu ne düşünüyor? 
Doğru şeyi söyledim mi?
Bu durumdaysa sizden bir tane daha var.
Bizi Bağışlayın!"

Burada özellikle son cümleye dikkatinizi çekmek isteriz: "Bizi bağışlayın!". İngilizcesi'yle "FORGIVE". 
Rhoda 4 yıllık mahkumiyetini tamamlayıp cezaevinden çıktıktan sonra lisede hademe olarak çalışmaya başlar. Eski bir mahkum olduğundan ne MIT'e dönebilmekte ne de doğru dürüst bir iş bulabilmektedir. Hademelik yaparken yaşlı ve kör bir iş arkadaşı olur: Purdeep. Zaman zaman Rhoda'ya "Beni dinle. Kafanı boşalt. O kadar. Huzuru bulacaksın. Endişelenme tatlım. Kendini duruma alıştırmayı öğren." diyerek destek olmaya çalışan Purdeep bir süre sonra kulaklarına ozon dökerek kendisini sağır eder. O zaman Rhonda, Purdeep'in kör olma sebebinin de kendi gözlerine ozon dökmesi olduğunu öğrenir. Kendisini görmek istemediği gibi, duymak da istememektedir. Hastanede onun yanına yatan Rhoda, Purdeep'in eline işaret parmağını bastırarak "FORGIVE" yazar; yani "Bizi bağışlayın" der ona! Diğer kendisini susturmuş ve yüzünü de yok etmiştir Purdeep.

Dünya 2'nin bizim dünyamızla olan benzerliğini/aynılığını açıklayan bir başka görüş de yine televizyondan duyulur:

"Burası küçük yeşil adamların ve mavi avatarların olduğu bir gezegen değil. Burası aslen Dünya'nın yansıması. Onlara saldırırsak, onlar da bize saldırabilir. Onları köleleştirmeye kalkışırsak onlar da bizi köleleştirebilir. Karşılıklı garantili imha için mükemmel bir senaryo."

Dünya 2 sadece insanlık bakımından değil, insanlığın davaranış şekli olarak da bizimle aynıdır. Bir nevi "Eden bulur" ilişkisi vardır iki dünyanın arasında. Eğer biz onlara saldırısak onlar da bize saldırır, eğer biz onları araştırırsak onlar da bizi araştırır. Bizim dünyamızda ki bir zenginin Dünya 2'ye gitme yarışmasına başvuran Rhoda yarışmayı kazanır ve Dünya 2' ye gidecek mekikte yer almayı hak eder. Ancak bu arada geçmişte yaptığı kazanın sonuçlarından pişmanlık duyan Rhoda, kazada karısı ve çocuğu ölen John Burroughs'un evine giderek, temizlikçi olarak orada çalışmaya başlar; suçu işlediğinde 18 yaşından küçük olduğundan dosyasındaki bilgiler gizli tutulmuştur. Bu nedenle de adam onu tanımamaktadır. Ne var ki bir süre sonra aralarında duygusal bir yakınlaşma başlar, ta ki adama gerçeği açıklayana kadar. Ama ondan sonra da ona başka bir seçenek sunar...
"Another Earth/ Başka Bir Dünya" basit bir konuyu (ve belki de yaygın bir konuyu) mükemmel bir sadelik ve stilize bir anlatımla bize sunuyor. Sahip olduğu bu sadelik sürekli arka fonda görünen dünya görüntüsü ile de birleşince karşımıza şiirsel bir yapıt çıkıyor. Finaldeki "yüzleşme" anıyla da noktayı koyan film, sırf buradaki kamera hareketi ve kadrajlama ile bile ödülü hakediyor. 
Son olarak, filmde John Burroughs'un da sorduğu gibi, biz kendimizi biraz fazla evrenin merkezine koymuyor muyuz? Öyle ya, o dünyaya biz "Dünya 2" diyoruz, ya onların kendilerine "Dünya 2" mi dediğini sanıyoruz? Peki onlar bize ne diyorlar? "Dünya 1" mi? 
Peki bu hangimizin hikayesi!

İşte ödüllük bir kadraj. Neden mi? Çünkü her şey kafamızın içinde, kimbilir belki de ardındadır? Sadece o yana çevirmek gerekir başımızı, onu görebilmek için...

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Film İzleyek - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Published by Mas Template
Proudly powered by Blogger